İnternet

İnternet

İnternet, bilgi transferi ve dijital yayıncılık için önemli bir iletişim yapısıdır. Fakat,

zaman ve maliyet konusunda tasarruf sağlamaya yardımcı olan .net, en başta

çocuklara yönelik olmak üzere birçok tehdidi de içermektedir. 1990’lı yıllardan sonra

günümüze kadar olan süreçte hızla artan yasal olmayan içerik ve özellikle çocukların

araç olarak kullanılması ile ilgili kaygılar, devlet kurum ve kuruluşlarını bu konuda

önlemler almaya zorlamaktadır. Bilgi iletişim teknolojileri ve internetin

sunduğu bilgi transferi, erişim ve paylaşım kolaylığının kötü amaçla kullanımına engel

olabilmek için ulusal ve uluslararası ölçekte çeşitli önlemler alınmaktadır. İnternet

ortamında çocukların zararlı içerikten (yıkıcı-bölücü, kumar, uyuşturucu, dini, politik

vb.) ve kötü niyetli kişilerden korunması, yasal olmayan paylaşımların engellenmesi

ve istenmeyen e-posta miktarının azaltılması konularında kaygılar bulunmaktadır. Bu

kaygılar, internet kullanıcılarını kendi olanakları ile önlemler almaya ya da devletlerin

merkezi olarak filtreleme yöntemlerine başvurmasına sebep olmaktadır. Fakat 2008 yılında

yayınlanan “Çocuklara Karşı Şiddet” içerikli Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu

Deklarasyonu’nda çocuk pornografisi ve diğer şiddet unsurlarına karşı önlem alma

çağrısında bulunulmaktadır. Bu tür tehdit ve suçları içeren yayınlara karşı

mücadele edebilmek için teknik önlemlerin yanı sıra uygulanabilir nitelikte hukuki

düzenlemelerin de bulunması büyük önem taşımaktadır.

1990’lı yılların ortalarından itibaren, özellikle komünizm ile yönetilen ülkelerde katı

bir internet denetim ağı oluşturulmuştur. Çin’de 2008 yılı itibariyle 290 milyon çevrimiçi

kullanıcının düzenli olarak internet erişiminin engellendiği bilinmektedir. İran, Özbekistan, Türkmenistan, Suriye ve Vietnam’ın da politik konularda internet erişimi engellemede Çin ile benzer durumda olduğu görülmektedir. Ülkelerin sosyal ve kültürel yapısına bağlı olarak

internet üzerindeki içeriğe yönelik bakış açısı farklılık gösterebilmektedir. Çin, İran ve

Arap ülkelerinde siyasi içerik ve karşıt görüşlere yönelik çok katı bir sansür ve filtreleme

uygulaması mevcut iken; Avrupa’da çocuk pornografisi ve ırkçılık üzerine katı bir tutum

bulunmaktadır . ABD’de de benzer şekilde, çocukları internet ortamında

bulunan zararlı içerikten koruma amacı ile “Çocukların İnternetten Korunması Kanunu” 2000 yılında düzenlenmiş ve yürürlüğe girmiştir . Ayrıca her eyalet, özellikle okul ve bilgi merkezlerinde kullanılan

bilgisayarlar için alınacak önlemleri ve uygulanacak yöntemleri yasal düzenlemelerebağlı olarak belirlemiştir .

Zararlı içerikle mücadelenin ancak uluslararası işbirliği ile mümkün olabileceği

bilincinin oluşması Avrupa Birliği’ni de harekete geçirmiş ve bir eylem planı

oluşturulmuştur. 25 Ocak 1999 tarihli Avrupa Konseyi ve 276/1999/EC sayılı Avrupa

Parlamentosu kararında; güvenli internet kullanımı, yasal olmayan içerikle mücadele,

filtreleme araçlarının geliştirilmesi ve farkındalığın artırılmasının amaçlandığı

belirtilmektedir. Avrupa dışından ülkelerin de katılımına

açık tutulan kararda, çocuk pornografisi ve ırkçılık konularına önem verildiği

görülmektedir. Kararda, filtreleme konusunda ebeveynlerin ve öğretmenlerin de

etkin rol oynamaları öngörülmüştür. 276/1999/EC sayılı karar üzerinde; Türkiye’nin

de katılımının sağlandığı 1151/2003/EC ve 854/2005/EC sayılı kararlarla güncellemeler yapılarak eylem planı genişletilmiştir. Çocuklar için daha güvenli internet sağlamak amacıyla strateji planları çerçevesinde geliştirilen 2011/92/EU sayılı direktif ve son olarak 2012/C 393/04 sayılı karar Avrupa Birliği (AB)’nin bu konuya bakışını açık olarak ortaya koymaktadır. 2000’li yılların başından itibaren, toplum ihtiyaçlarının yanı sıra Türkiye’nin AB’ye katılma ve uyumluluğu arttırma amacıyla da

yasal düzenlemelerini gözden geçirdiği görülmektedir. AB’de 1999 yılından itibaren

güvenli internet kullanımına yönelik olarak alınan kararların, Türkiye’nin bu alanda

yapmakta olduğu yasal düzenlemeler üzerinde etkisi bulunmaktadır .

Sınırsız bir internet erişim özgürlüğünün olmadığı ve dünyanın her bölgesinde belirli

ölçülerde internet erişim engellemelerinin bulunduğu söylenebilir. Türkiye de kendine

özgü bir içerik kontrol ve erişim engelleme politikası yürütmektedir. Ancak erişim

engelleme ve filtreleme kararları zaman zaman sansür uygulamasına dönüşebilmekte

ya da bu algılanın oluşmasına neden olabilmektedir. Bu algının ortadan kaldırılabilmesi

için mevcut düzenleme ve uygulamalara yönelik eleştirilerin dikkate alınarak, erişim

yasaklarının amacına ulaşma durumu irdelenmeli ve zararlı içerikten daha etkin

korunma yöntemlerinin geliştirilebilmesi için hukuki sorumlulukların daha açık hale

getirilmesi sağlanmalıdır.

Kaynak: Asosyal index

Bir Cevap Yazın